Τετάρτη 11 Νοεμβρίου 2015

Azınlık eğitimi: Dünden yansımalar, yarın için düşünceler




Azınlık eğitimi: Dünden yansımalar, yarın için düşünceler…
Batı Trakya Azınlık çocuklarının eğitimi, özel durumu itabarıyla ve modern toplum şartlarının dayattığı yeni ihtiyaçların devlet tarafından ilgili plana dahil edilmediğinden, geri kalmış olup, birçok konuda da çağdaş eğitimin gereksinimlerinin dışına itilmiştir. Azınlık eğitimin bire bir yaşadığı problemlerin üzerine gidilmediğinden ve bu problemlerin nedenleri araştırılmadığından dolayı, söz konusu sıkıntılar üzerinde bugüne kadar hiçbir başarı elde edilmemiştir. Aksine Azınlık eğitiminde çözüm bekleyen sorunlar gün günden artmıştır.
Geçmişte, Azınlık eğitimini kapsayan başarı derecesi düşük eğitim programları, Azınlık eğitiminin problemlerine çözüm getirmeyi hedef almış ancak, yetersiz kalmıştır. Bu programları yönetenler Azınlık eğitimine önemli ölçüde katkı sağlayamamıştır. Sonuç olarak bugün, azınlık ögrencileri ülke bazındaki öğrenci gruplarına kıyasla, öğrenim mahrumiyetinin tüm karakteristik özelliklerini taşır. Bu da, dokuz yıllık zorunlu eğitimini tamamlayan bir Azınlık öğrencisini, toplumsal ve mesleki dışlanma gibi birçok sorunla boğuşmasına sebep olmaktadır.
Okul öncesi eğitime baktığımızda, geçmiş yıllarda çift dilli eğitim konusunda hiçbir ciddi çalışma ve girişim olmamıştır. Azınlık çocuklarının anaokul eğitimini desteklemek açısından, bugün devlet ana okullarındaki eğitim kadrolarına ülke üniversitelerinin okul öncesi eğitimi bölümlerinden mezun olmuş Azınlık mensubu ögretmelerin yerleştirilmesi ilk etapta acil bir önlem olabilir. Böylece, Azınlık çocukları eğitim sürecinin daha ilk aşamasından çift dilli eğitime uyum sağlayacak ve eğitimlerinin ileriki aşamalarında, iki dilde de öğrenim ihtiyaçlarına daha kolay karşılık verebileceklerdir. Çift dilli devlet anaokulları bölgemiz için önemli ve bir o kadar da acil ihtiyaçtır.
İlk öğretim aşamasındaki temel sorunlardan en önemlisi,Türkçe ve Yunanca ders programları arasındaki işbirliği eksikliği göze çarpmaktadır. Birliktelik faaliyetleri desteklenmeli, Yunanca öğrenme programları geliştirilmeli ve bu, çift dilli toplum için bir avantaj olarak karşılanmalı. Müfredat ve ders çizelgelerinde değişikliklere gidilmesi ve Yunanca ders kitaplarının güncellenmesi de acil bir ihtiyaçtır. Ayrıca, Yunanca programın öngördüğü “diathematik” çerçevenin uygulama güçlüğü diğer derslere de yansıyarak, çocukların öğrenimlerini olumsuz etkilemektedir.
Hükümetin düşünmesi gereken bir diğer konu da, Azınlık eğitimine de Özel Eğitim’in dahil edilmesi meselesidir. Anayasadaki 3699/2008 sayılı yasanın 21. maddesinin 6. Paragrafının gereğince ve 4074/2012 sayılı kanunun 24. maddesindeki ( BM engelliler hakları ve eğitim sözleşmesi) hükümlerin öngördüğü gibi devlet, engelli çocukların eğitim alma hakkını tanımak, özel ihtiyaçları olan çocukların kaliteli eğitime özgür bir şekilde erişimini sağlayacak önlemleri almak ve herhangi bir zayıflığın veya ötekileşmenin erişime engel teşkil etmeden etkili bir eğitim almalarını kolaylaştıracak gerekli desteği vermekle yükümlüdür. Mevcut mevzuat çerçevesinde, özel eğitim devlet okullarına entegre olmuş ve azınlık eğitimine de dahil edilmesi gerekmektedir. Buna paralel olarak azınlık mensubu öğrencilerin eğitim gördüğü Trakyadaki özel okullarda da bu cocukların ana dilini bilen özel eğitimcerin bulunması gereklidir. Aynı şey yerel “ΚΕΔΔΥ” ler için de geçerlidir.
Tüm öğretmenler için olduğu gibi azınlık okullarının çift dilli programında görev alan öğretmenler için yüksek eğitim düzeyi, bu cocukların eğitim hakkı ve Yunan Devletinin eşitlik çerçevesinde yükümlülüğüdür. Eğitim bakanlığı yapmış olduğu son değişiklikle, Azınlık okullarının Türkçe müfredatında görev yapacak olan ögretmenlerin üniversite eğitimlerinde değişikliğe gitmiştir. Buna göre, bu müfredatta görev alacak öğretmenler artık zorunlu olarak üniversitelerin Pedagoji bölümlerinden mezun olup, Dedeağaç’ta kurulacak öğretmen okulunda eğitim almaları gerekmektedir. Özel bir yapı oluşturmayı amaçlayan bu girişimin ne kadar başarılı olacağı ileriki zamanlarda görülecektir.
Böylece, bir taraftan ülke içi eğitim fakültelerinden mezun olmuş Azınlık mensuplarının, Azınlık okullarında Yunanca müfredat derslerine girmelerine izin verilmezken, diğer taraftan da azınlık mensubu olmayan öğretmenlerin de ana dilde olan müfredat derslerine girmesine izin verilmemektedir. Tabii ki, Özel Selanik Pedagoji Akademisi’ne, sonraları da Aristotelio Üniversitesi Eğitim Fakültesi’nin bir dalı olarak kurulan Azınlık Eğitimi Programına ve son olarak da yeni kurulan Öğretmen Okuluna, Azınlık dışından kimsenin alınmaması dolayısıyla bu durum ortaya çıktı. Bu durumda, eğitim-öğretim dışında, din bazında bir ayrımcılıkta ısrar ederek , anayasadan doğan temel haklar gasp edilmektedir.
Azınlık Okulları Koordinatörlüğü’nün ve Dış İşleri Bakanlığı’nın doğrudan müdahil olmasının oratadan kaldırılıp, bütün bölge okullarının da olduğu gibi , azınlık okullarının da idari açıdan Doğu Makedonya ve Trakya Bölge idaresine bağlanması bu yasa değişikliğinin en parlak yönü oldu. Ayrıca geçtiğimiz günlerde azınlık okullarının Türkçe müfredatında  görev alan öğretmenler ilk defa Sicil Kurulları’na kendi temsilcilerini seçtiler. Ek olarak, azınlık okullarının Türkçe müfredatında görev yapan öğretmenler için de ilk defa olarak okul danışmanları seçildi.
Azınlık eğitimi problemleri karmaşık olması sebebiyle kelimeler sayılı ve az olmalı, en önemlisi de kalıcı çözümle doğru sonuca ulaşılmalıdır. Rutin, katılaşmış fikirler, süpheler, önlemlere sebep olan korkular ve en önemlisi de, önemli siyasi kararlar için olan isteksizlik problemin başlıca sebepleridir.
Sol bir iktidar öncekiler gibi olmamalıdır. Ülke eğitim sisteminin iyileştirilmesi ve sağlamlaştırılması, Azınlık eğitiminin tüm boyutlarıyla ele alınması sol iktidarın görevidir.
                                                                                                     SYRİZA Rodop Milletvekili
                                                                                                                     Ayhan Karayusuf